Biraz merak uyandırdı sanırım Evet, bir turla gittik bu seyahate… Ama Türkiye’de bildiğimiz turlarlardan biraz farklı… Öyle “ekmek elden, su gölden” bir düzen yok.
Bu sistemin adı “Participation Camping” diye geçiyor; Türkçe’de en yakın karşılığıyla “Katılımcı Kampçılık” diyebiliriz.
Peki bu sistem tam olarak nasıl işliyor?
“Participation Camping” Sistemi
Bu yolculukta sadece gezmiyorsun; kamp yaşamının da bir parçası oluyorsun. Herkesin gün içinde üstlendiği görevler var. Kimi yemek hazırlığına yardım ediyor, kimi bulaşıkları yıkıyor, kimi aracın düzeninden sorumlu oluyor. Yani klasik tur mantığından oldukça farklı, daha paylaşımcı ve ekip ruhuyla ilerleyen bir sistem.
Biz grupla Zimbabwe’de buluştuk. Dünyanın farklı farklı yerlerinden gelen yirmi kişiydik. İngiltere, Amerika, Yeni Zelanda, İskoçya, Kanada ve iki Türk 🙂
Bu sistemde herkes yolculuğun bir parçası. Sadece gezmiyor, kamp yaşamına da dahil oluyorsun.
Lando
“Lando”, Afrika overland safarileri için özel olarak tasarlanmış, bölgenin zorlu yol koşullarına uygun araçlar. Tüm kamp ekipmanlarını adeta yap-boz gibi içine sığdırabilecek şekilde düşünülmüş.
Araçta wi-fi yok. Bazı şehir merkezlerinde kısa süreli wifi yakalayabildik. Her koltukta şarj için USB girişi var, bu nedenle telefon, kulaklık gibi ekipmanları gün içinde şarj etmekte sıkıntı yaşamadık. Koltuklar oldukça rahat. Arka bölümde küçük kilitli kasalar var. Pasaport gibi sürekli üzerinde taşımak istemediğin eşyalarını kendi kilidinle buraya koyabiliyorsun. Sadece uzun kancalı bir kilit gerekiyor. Kimseye haksızlık olmaması için oturma düzeni her gün saat yönünde değişiyor. Bu sayede herkes yol boyunca farklı koltuklarda seyahat ediyor.
Çadır, Mat ve Uyku Tulumları
Çadır ve matlar araçta hazır bulunuyor.
Kaldığımız süre boyunca herkes aynı çadırı kullanıyor. Çadırını kendin kuruyor, sabah topluyor ve tekrar araca yüklüyorsun.
İlk gün CEO çadırın nasıl kurulup toplanacağını gösteriyor. Sonrasında tüm sorumluluk sana ait.
Çadırlar buranın iklim koşullarına uygun, yeterince büyük ve oldukça sağlamlar…
Matlar ise beklediğimden çok daha rahattı. Kalın oldukları için yerde yatıyor hissi de olabildiğince az. Landonun çatısında matlar için ayrılmış bir bölüm var ve her sabah toplanarak orada taşınıyorlar. Uyku tulumlarını ise kendimiz getirdik. Biz Haziran ayında gittiğimiz için (Bu bölgenin soğuk dönemi), kış şartlarına uygun yeni uyku tulumları almamız gerekti.
Takımlar
Yolculuğun başında tüm grup dört takıma ayrılıyor ve bir görev takvimi oluşturuluyor. Bu takımların her birinin belli sorumlulukları var ve gün içinde gerçekleştirmekten sorumlu.
Araca bir takvim asılıyor ve o gün hangi takımda olduğunu buradan kontrol ediyorsun.
- Packing Team: Matları ve bavulları indirip, yerleştiriyor.
- Lando Team: Landonun temizliğini yapıyor, çöpleri boşaltıyor ve günlük buz alımını gerçekleştiriyor.
- Cooking Team: Öğle ve akşam yemeği hazırlanırken kesme, rendeleme gibi hazırlıklara yardım ediyor.
- Washing Team: Yemek sonrasında kullanılan tüm mutfak ekipmanlarını yıkıyor.
- Picnic Team: O gün hiç bir görevi olmayan ve yan gelip yatabilen şanslı takım 🙂
İlk başta kulağa yorucu geliyor ama kısa sürede grup dinamiği kuruluyor. Tek sorun ise, kaytarmak isteyenler her yerde olduğu gibi burada da var olması…
Kamp Alanları
Çoğunlukla güvenli alanlarında konakladık. Kamp alanları öyle büyüktü ki bazılarının sınırlarını görmek bile mümkün değildi. Ama açıkçası ben hiç bir kamp alanının sınırının olmamasını tercih ederdim. Çünkü sınır demek, tel örgü demek. Tel örgü de büyük hayvanların kamp alanına girememesi demek. Bunu çok sevdiğimi söyleyemem 🙂
Neyse ki bizim gibileri de düşünmüşler. Okavango Delta, Spitzkoppe ya da Namib Çölü gibi birçok yerde tamamen açık kamp alanlarında da kaldık. Ve gece hangi hayvanın geleceğini bilmeden uyku tulumunun içine girmek bizce daha keyifliydi.
Kamp alanlarının çoğunda tuvalet ve duş vardı. Çoğunun duşu soğuktu ama vardı, o şartlada bu bile nimet 🙂 Bazılarında klasik tuvalet yerine kompost ya da kuyu tipi tuvaletler kullanılıyordu.
Bazı kamp alanlarında mutfak için bir çardak bulunuyordu, bazılarında da yoktu. Böyle zamanlarda Landonun arkasındaki iki büyük metal masa çıkarılıyor ve birkaç dakika içinde açık hava mutfağına dönüşüyordu.
Ve tabii ki kampın olmazsa olmazı, kamp ateşi… Her akşam ateş yakılıyor, sandalyeler etrafına çember şeklinde diziliyor ve grubun ortak buluşma noktası oluyordu. Yemekler burada yeniyor, sohbetler burada ediliyor, hep beraber soğuk Afrika gecelerinde burada ısınıyorduk.
Neredeyse her akşam çadır kurup, sabah tekrar toplamak gerekiyor. Birkaç kez hazır çadırlarda kaldığımız kamp alanlarını da oldu. Bazılarında ise bungalow tipi konaklama seçeneği de vardı. İsteyenler ekstra ücret ödeyerek burada kalabiliyordu. Özellikle hastalananlar ya da sürekli çadır kurup toplamaktan bıkkınlık gelenler bu opsiyonu tercih ettiler.
Yemekler ve Su
Kamp alanına gelir gelmez mutfak ekipmanları araçtan indiriliyor. Ocaklar, bidonlar, tabaklar, bardaklar… Kısacası seyyar mutfak birkaç dakika içinde kurulmuş oluyor.
Araçta üç tane buzluk var.
Biri aracın içinde ve direkt araca bağlı bir buzdolabı gibi düşünülebilir. Burada her gün kullanılan kahvaltılık malzemeler, soslar ve günlük yiyecekler saklanıyor. CEO’lar neredeyse her gün market alışverişi yapıyor; akşam yemeği ve ertesi günün kahvaltısı için aldıkları taze ürünleri de burada saklıyorlar.
Aracın arkasında ikinci bir buzluk bulunuyor. bir diğeri de bagaj bölümünde. Burayı da kendi aldığımız içecekler için kullanıyorduk. O gün Lando Team’de kim varsa markete uğradığımızda bu buzluk için buz alıyorlar, içeceklerin soğuk kalmasını sağlıyordu.
Aracın kendisinde çift filtreleme yapan bir su sistemi de var. Aracın içindeki musluktan termosumuzu her zaman doldurabildik. Çok lezzetli bir su değil ama o şartlarda büyük nimet 🙂 Su azaldıkça kaldığımız kamp alanlarında depo tekrar dolduruluyordu.
Kahvaltı
Sabah kahvaltıları değişkendi. Eğer soğuk bir güne başlıyorsak genelde sıcak lapa yapıyorlardı.
Birkaç kez French toast, birkaç kez de çırpılmış yumurta yedik. Onun dışında fıstık ezmesi, muz, yoğurt, granola, müsli gibi yiyecekler her gün vardı.
Afrika’ya özel rooibos çayı ve filtre kahvemsi bir kahve de eksik olmuyordu.
Eğer ki kamptan o gün erken çıkmamız gerekiyorsa, kahvaltı yerine kendimize sandviç hazırlayıp yolda yiyorduk.
Öğle Yemeği
Öğle yemeklerini üç şekilde yaptık.
İlki, Landoyu yol kenarında uygun bir yere çekmekti. Sandalyeler ve mutfak ekipmanları çıkarılıyor, makarna gibi konservelerden basit yemekler hazırlanıyordu.
Bazı günler, sabah kahvaltı yaparken aynı zamanda öğle için kendimize basit sandviçler hazırlıyorduk.
Bazen de CEO’lar bize belirli bir ücret veriyor, uğradığımız marketlerden istediğimiz yiyecekleri kendimiz alıyorduk.
Akşam Yemeği
Akşam yemekleri ise genellikle mangaldı. Yanına bir sebze, salatamsı bir şeyler eşlik ediyordu. Ama mümkün olduğunca Afrika’ya özgü geleneksel yemeklerini bize kendi el lezzetleri ile tattırmaya çalıştılar. Tatlı hiç yapmadılar, bunu da söylemeden geçmeyeyim 🙂
Vejeteryan olan kişiler için de her zaman ayrı yemek hazırladıklarını atlayayım.
Bazı günler de kamp alanının bir restaurantı varsa kendi ödememizle oradan yedik. CEO’lar yemek yapmadılar.
Ha bir de… Akşam çay, kahve içeyim dersen sıcak su yok… Onun için soğuk içecekler hariç bir şey içebilmek mümkün olamadı.
Hijyen ve Tuvalet
Aracın dışında küçük bir musluk var. Her yemek öncesi ellerimizin burada yıkanması isteniyordu. CEO’ların dediğine göre katılımcılardan biri hastalandığında çoğu zaman herkes hastalanıyormuş. Onun için neredeyse her yemek öncesi ‘ellerinizi yıkayın’ diye hatırlatılıyordu. Ama tahmin edeceğiniz üzere herkes aynı özeni göstermedi.
Birçok tuvalette sabun bulunmuyordu. Onun için bu rotaya gideceksen çantana mutlaka sabun atmanı öneririm. Kimi kamp alanında musluk suyunun güvenli olduğu, bazılarında ise kullanıma uygun olmadığı söylendi. Bu nedenle diş fırçalarken de yanımızdaki içme suyunu kullanıyorduk. Yemeklerden sonra herkes kendi kullandığı tabağı, bardağı, çatal, kaşığı yıkamaktan sorumlu. Üç leğen hazırlanıyor. İlk ikisinde deterjanlı su, sonuncuda ise dezenfektanlı bir su bulunuyor. Bulaşığını sırayla üçünden de geçirerek yıkıyorsun. Artık ne kadar temizlenirse…
Ortalama her iki saatte bir kısa ya da uzun bir mola veriliyordu. Bazen market, bazen benzinlik, bazen de öğle yemeği hazırlamak için yol kenarında durduğumuzda. Ve tabii Afrika’nın meşhur “Bushy Bushy” molaları… Immm… ‘bushy bushy’ de yol kenarında uygun bulduğun yere yap demek 🙂
Saatlerce yerleşim yeri görmeden ilerlediğimiz çöl yolları oldu. Böyle zamanlarda bushy bushy kaçınılmaz hale geliyor. Şunu da söylemeden geçmeyeyim; girilen tuvaletler de her zaman bizim alışık olduğumuz standartlarda değildi. Örneğin el sabunlama diye bir şey yok gibi bir şey. Kamp alanlarında olduğu gibi paralı tuvaletlerde de sabun bulmak mucize. Bu nedenle gideceksen yanına bolca ıslak mendil, el dezenfektanı ve küçük bir sabun almanı kesinlikle öneririm.
Çamaşır
Bazı kamp alanlarında ücretli olarak yıkamaya verebiliyorsun. Ancak gittiğimiz dört ülkede de iç çamaşırını yıkamaya vermek etik olarak uygun görülmüyor. Sanırım elle yıkadıkları için böyle bir kırmızı çizgileri var ki bence çok normal.
Bunun haricinde bazı kamp alanlarında çamaşır yıkamak için ayrı bir bölüm yapmışlar. İsteyen kendi çamaşırını burada yıkayabiliyordu. Bazı kamp alanlarında ise insanlar tuvalet musluğunda yıkıyordu. Ancak bazılarında buna izin verilmiyordu.
Gitmeden Önce Bilmen Gerekenler
Erken Kalkış
Sabah kalkışlar oldukça erken. Genelde 05.00-07.30 arası kamp alanından ayrılmış oluyorduk.
Akşam yatışın belirli bir saati yok ama gün boyu yorulduğun için çoğu kişi 20.30-22.00 arasında çadırına çekiliyor.
Ekip İşi
Beraber yapılması gerekenler hariç (takım görevlerinden kaytaranlar da ayrı konu) insanlar birbirine pek de yardım etmiyor. Örneğin tek başına gelmeyi tercih ettiysen çadırını da tek başına kurup topluyorsun. Kimse gelip yardım etmiyor, hatta teklif bile etmiyor. Belki de biz Türkler yardımsever insanlar olduğumuz için bana garip gelmiştir.
Yaş Sınırı
Tercih ettiğimiz firmanın aslında 19-39 yaş grubuna yönelik daha ekonomik turları da var. Buna rağmen bizim turumuzda da 25-30 yaş aralığında 6-7 kişi vardı. Bunlardan dördü vardı ki açıkçası grubun uyumunu oldukça bozdular. Nasıl ki bizler yaş sınırı nedeniyle genç grubun turuna katılamıyorsak, aynı kuralın burada da uygulanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum.
Uzun Süre
Bu seyahat öyle bir bayram tatiline sıkıştırılacak türden değil. Uzun sürüyor. Evden uzun süre uzak kalmak seni zorlayacaksa bunu da göz önünde bulundurmanı öneririm.
Vahşi Yaşam
Vahşi yaşamı seviyor olabilirsin ama belki uzaktan. Burada çok yakın olabileceğini hatta uyurken çadırının dışında gezinebileceklerini ya da gece dışarı çıkarsan çok yakınında olacaklarını bilerek karar ver.
Kimler için uygun?
Eğer konfor senin için ön plandaysa…
Çadır kurup toplamak bana göre değil diyorsan…
“Tatile geldim, bu kadar iş yapamam” diyorsan…,
Bu tur seni zorlayabilir.
Ama “Ben Afrika’yı gerçekten yaşayacağım” diyorsan, bu yolculuk benim için bugüne kadar yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri oldu.
Bu bölgeyle ilgili merak ettiğin bir şey varsa ya da sen de deneyimlerini paylaşmak istersen yorumlarda buluşalım.
Afrika yolculuğumun diğer duraklarını da merak ediyorsan önce genel rotayı anlattığım Afrika Seyahati: Botswana, Namibya, Zimbabwe ve Güney Afrika Rotası Rehberi ile başlayabilir, ardından bu uzun yolculuğun perde arkasını paylaştığım Afrika’da Bir Yol Hikâyesi yazısını okuyabilirsin.
Sonrasında ise Okavango Delta’da Gerçek Afrika Deneyimi, Chobe National Park: Afrika’nın Vahşi Ritmi, Etosha National Park: Safari Şans İşidir, Namibya’da Çölün Farklı Yüzleri, Swakopmund: Aynı Şehirde İki Farklı Dünya, Benim Gözümden Cape Town ve Afrika’daki ilk safari deneyimimi anlattığım Özü Buluş Tatili: Tanzanya yazıları da sana eşlik edebilir.
Afrika’ya gitmeyi planlıyorsan vize süreçlerini ve kendi deneyimlerimi bir araya getirdiğim Afrika Vize Rehberi (2026) ile seyahat öncesi sağlık hazırlıkları, aşılar ve dikkat edilmesi gerekenleri anlattığım Yurt Dışı Aşıları: Bilmen Gerekenler yazısına da göz atabilirsin.
Afrika ve dünyanın farklı köşelerinde yaşadığım diğer macera ve yol hikâyelerine göz atmak istersen Macera Noktalarım bölümünde hepsini bir arada bulabilirsin.
Sen de benzer bir seyahat planlıyorsan…
- 🚗 Araç kiralama fiyatlarını ve koşullarını DiscoverCars üzerinden karşılaştırabilirsin.
- 📱 Ülke ve cihaz uyumluluğunu kontrol ederek Simbye eSIM paketlerine göz atabilirsin.
- ✈️ Uçak bileti seçeneklerini Trip.com üzerinden inceleyebilirsin.
- 🛡️ Seyahatin için SafetyWing’in sigorta seçeneklerini, kapsamını ve istisnalarını inceleyebilirsin.
Şeffaflık Notu: Bu yazıdaki bazı bağlantılar affiliate (iş ortaklığı) bağlantısıdır. Bu bağlantılar üzerinden rezervasyon veya alışveriş yaptığında sana ek bir ücret yansımaz; uygun işlemlerde bloga komisyon kazandırabilir. Bağlantısını paylaştığım tur ve hizmetler arasında bizzat deneyimlemediklerim de var; kendi deneyimlerimi yazıda ayrıca anlatıyorum. Seçimini yapmadan önce güncel programı, koşulları ve yorumları detaylı şekilde incelemeni öneririm.










